Vücudumuzdaki Savaşın Şifreleri

0 35

Biyokimya uzmanı Dr. Ayşegül Çoruhlu, “Biz immun sistemin üzerindeki gereksiz iş yükünü kaldırabilir miyiz? Bunun cevabı evet” diyor.Ceyda Ulukaya – Kovid-19 pandemisinden aldığımız başlıca sağlık dersi kuşkusuz güçlü bir bağışıklık sisteminin ne denli hayati bir rol oynadığı oldu. Öyle ki, bağışıklık sisteminin iyiliği için önerilen türlü tuhaflıkları dahi yapmaya razı hale geldik. Ancak çoğumuz ezbere öneriler uygulamanın kurbanı da olduk. Biyokimya uzmanı Dr. Ayşegül Çoruhlu, tam da bu nedenle, beşinci kitabı “Her Yönüyle Bağışıklık”ta, bağışıklık sisteminin temel işleyiş ve mantığını anlatıyor. Virüslerden alerjiye, otoimmun hastalıklardan gıda intoleransına kadar hemen her gün içimizde dönen büyük bağışıklık savaşlarını soluk soluğa okuyacağımız bir macera romanına dönüştürüyor. Dr. Çoruhlu’yla “Sağlığını önemseyen herkesin bilmesi gereken ilk şey” dediği bağışıklık sistemini konuştuk.

“Yaşadığımız her gün vücudumuzda büyüklü küçüklü savaşlar yaşanır” diyorsunuz. Nasıl bir savaş bu?

Bağışıklık sistemi basitçe, zararlı ve zararsız  ayrımını doğru yapabilen sistemdir diyebiliriz. Bu ayrımı, hem vücuda dışardan gelen zararlı ve zararsızı ayırmada yapar; hem vücudun içinde zararlı ve zararsız ayrımı yapar. Peki bu savaş nasıl olur dersek; basitçe birkaç aşamalı savaştan bahsederiz. İlk aşamada zararlı olanın içeri girmeye çalıştığı sınır hattında bir savunmamız vardır. Bu sınırlar bizim derimiz ve iç derimiz diyebileceğimiz mukozalarımızdır. Bu bariyerleri aşabilen bir zararlı içerde savaşı başlatır.

İmmun sistemin savaşan iki kolu vardır. İlki ilkel diyebileceğimiz, çoğu canlıda olan bir savunma şeklidir. Biz ona doğal bağışıklık deriz. İmmun sistemin ikinci kolu ise daha sofistikedir. Doğal bağışıklık gibi her zaman savaş alanında hazırda beklemez, daha sonradan devreye girer. O yüzden edinilmiş veya sonradan kazanılmış bağışıklık sistemi deriz. Sonuçta, doğal ve edinsel bağışıklık kolları organize olarak çalışarak, içeri giren zararlıyı tespit eder, yok eder ve ona karşı immun hafıza oluşturur. Yani o zararlıya, bu virüs de bakteri de olabilir, bağışıklık geliştiririz.

Bu durumda savaşın ön cephesinde doğal bağışıklık hücrelerimiz yer alıyor diyebilir miyiz?

Evet, savaş önce doğal bağışıklık hücrelerince başlatılır. Örneğin akciğer hücresine girmiş bir virüs için doğal bağışıklık askerleri anında reaksiyon verirler. Mesela nötrofiller, makrofajlar veya adı üstünde olan doğal katil hücreleri isimli hücreler virüsle savaşa girer. Hem kendileri virüsü yok etmeye çalışırken hem de bağışıklık sisteminin ikinci kolu olan edinsel bağışıklığı yardıma çağırırlar. Olayın başlangıcı doğal bağışık askerleri savunması iken, ilerleyen günlerde edinsel bağışıklık askerleri devreye girer. Kimdir bunlar, T ve B lenfositleri. Önce T lenfositleri savaşır, ardından B lenfositleri gelip kalıcı bağışıklık için antikor oluşmasını sağlarlar. Böylece virüs tekrar gelirse edindiğimiz bağışıklıkla ona yenilmeyiz.

Kaynak:milliyet.com.tr

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.